BÜROKRASİ


BÜROKRASİ

Devlet bürokrasisi her zaman siyasetin etkisi altında olmuştur. Özellikle üst düzey kadrolarda bu durum, yönetimde uyum sağlamak açısından belli ölçüde anlaşılabilir. Ancak bu etkinin alt kademelere kadar inmesi, artık bir uyum meselesi olmaktan çıkıp ciddi bir yönetim sorunu haline gelmektedir.

Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemiyle birlikte müsteşarlık makamı kaldırıldı, yerine bakan yardımcılığı getirildi. Oysa müsteşarlık, devlet geleneğini temsil eden, kurum hafızasını taşıyan ve bürokrasinin omurgasını oluşturan bir kadroydu. Bakan yardımcılığı ise doğası gereği daha siyasi bir pozisyon. Bu değişimin, devletin sürekliliği açısından ne kadar sağlıklı olduğu tartışmaya açıktır.

Siyasetin bürokrasi üzerindeki etkisi belediyelerde çok daha belirgin hissediliyor. Çoğu belediyede karar mekanizmasının tek merkezde toplandığı bir yapı var. Resmiyette başkanın imza atmadığı pek çok işlem olabilir; ancak fiiliyatta onun bilgisi ve talimatı dışında önemli bir adım atılması neredeyse imkânsızdır. Bu durum bürokratları zor bir pozisyona itiyor. Yapılan işlemleri mevzuata uygun hale getirmek, imza atmak ve doğabilecek riskleri üstlenmek çoğu zaman onların sorumluluğunda kalıyor. İşler yolunda gitmediğinde ise aynı bürokratların bir gecede görevden alınabildiği de bilinen bir gerçek. Sonrasında uzun süren dava süreçleri, yıpratıcı mahkeme koridorları ve çoğu zaman sessiz bir emeklilik…

Elbette her durumda sorumluluk yalnızca bürokratlara yüklenemez. Başkanların doğrudan ya da dolaylı biçimde sorumlu tutulabildiği örnekler de vardır. Nitekim kamuoyuna yansıyan, belgeye, kayda veya beyana dayanan durumlarda hukukun devreye girmesi kaçınılmazdır.

Bugün gündemde olan soruşturma ve yargılamalara muhatap olan belediye başkanlarının, "dosya bomboş, deliller düzmece, tamamen siyasi,"  diyerek peşinen suçsuz sayılamayacağı gibi, yargı süreci tamamlanmadan kesin hükümlere varmak da doğru değildir. Bu konuda  dengeli bir tutum izlenmelidir. Ancak şu da unutulmamalı: Geciken adalet, adalet değildir.

Sonuç olarak, hem merkezi yönetimde hem de yerel yönetimlerde bürokrasinin daha sağlıklı bir yapıya kavuşturulması artık bir zorunluluktur. Siyasetin etkisi, üst düzey politika uyumu ile sınırlı kalmalı; alt kademelerde liyakat ve kurumsal işleyiş esas alınmalıdır. Çünkü devlet, kişilerden bağımsız bir yapıdır ve devamlılığı esastır. Belediyeler de bu yapının ayrılmaz bir parçasıdır.

Mehmet AKPINAR

YORUM EKLE