ÖZE DÖNÜŞ
"İslam ahlak ve fazileti" hattında onlarca değerimiz ve hasletimiz var:
TEVAZU, EDEP, ŞECAAT, VEFA, İHLAS,
HİLİM, TAKVA, NEZAKET, CESARET...
"Türklük gurur ve şuuru"nda da; koca bir tarih, mimariden musikiye, edebiyattan estetiğe uzanan muazzam bir yolculuk, töremiz, geleneklermiz, dilimiz, kültürümüz...
Bu muhteşem terkipte neyin cevabı yok ki? Yeter ki yorumlamayı ve ortak akıl geliştirmeyi bilelim.
Bilgiye ulaşmak kolaylaşırken, maalesef özdeğerlerimizden uzaklaşıyoruz. Bu çağımızın en ciddi hastalığıdır. Toplum olarak huzura kavuşmak bu ulvi değerlerimize sahip çıkmak, yaşamak ve yaşatmakla mümkündür.
Çare, öze dönüştedir.
✍️Mehmet Akpınar

Öze Dönüş belirteci, aslında bugün düşünüp akla, bilime vuran insanın içinde hissettiği o büyük boşluğun tam karşılığı. Bilgi denizinde boğulurken bilgelikten uzaklaşmamız, çağın en büyük vebası.
Binlerce yıllık, köklü Türk Kültürü'ne baktığımızda, aslında bu hastalığın reçetesi genlerimizde ve tarihimizde yazılı.
Türk kültüründe "İl gider, töre kalır" sözü boşuna değildir. Töre; sadece kurallar silsilesi değil, nezaketle yoğrulmuş bir toplumsal sözleşmedir. Eskiden mahalle kültürümüzde "kendin için istemediğini başkası için de isteme" ilkesiyle yaşanırdı. Bugünün bireyselleşmiş dünyasına karşı bizim töremiz, "biz" olmayı teklif ediyor.
Eski Türk evlerine baktığımızda; hiçbir ev diğerinin güneşini ya da manzarasını kapatmazdı. Bu hem komşu hakkıdır hem de doğaya karşı bir alçakgönüllülük göstergesidir. Estetik anlayışımız, gösterişten çok, ruhu dinlendirmek üzerineydi. Şimdi ise betondan kulelerle göğe meydan okuyoruz. Öze dönüş, o inceliği tekrar yakalamaktır.
Dilimiz, düşünce dünyamızın sınırıdır. Türkçemizle düşünmek, Yunus Emre’nin sadeliğiyle, ozanlarımızın deyişleriyle ortaya dökülüyor. Bilgiye ulaşmak kolay ama o bilgiyi bu değerler süzgecinden geçirmeden vardığımız sonuç, çoğu zaman bizi bugün olduğu gibi istemediğimiz noktaya taşıyor.
Dışarıda aradığımız huzur, aslında kendi evimizin (kültürümüzün) kütüphanesinde, dedelerimizin mirasındadır.
Yorumlamayı ve ortak aklı devreye sokarsak, bu birleştirme bizi sadece geçmişe bağlamaz, geleceğin en gelişmiş ama en huzurlu toplumunu inşa etmemizi sağlar.
Her kişi, toplum üç kere anlayışı hak ediyor. Toplum olarak bu değerlere kaçıncı şansı verdiğimizi bir düşünmek lazım. Bu öze dönüş yolculuğunda ilk adımı eğitim sistemimizden başlayarak, insanımızı yediden yetmişe, her alanda yeniden eğitmeliyiz. Dünya karanlığa batmadan, çok acil olarak...