ŞEHRÜL EMİN OLMAK
Bir şehri yönetmek… Kulağa sadece bir idari görev gibi gelebilir. Oysa bu, tarihin bize yüklediği en ağır emanetlerden biridir. Osmanlı’dan bugüne uzanan “şehremini” kavramı, bugünün belediye başkanlığının çok ötesinde bir anlam taşır. Şehrin sadece yolları, binaları, bütçesi değil; vicdanı, huzuru ve geleceği de o kişiye emanet edilir. Eskiler belediyeye “şehremaneti” derdi. Yani şehir birine teslim edilir, korunur, gözetilir. Belediye başkanı ise “şehrül emin”dir: Güvenilen, emin olunan kişi… Bugün bu kavramları ne kadar hatırlıyoruz, ne kadar içselleştiriyoruz, işte asıl mesele burada başlıyor.
Belediye başkanının sorumluluk alanı sandığımızdan çok daha geniştir. Sadece asfalt dökmek, park yapmak değildir mesele. Bir şehirde fakirin hâli, yoksulun umudu, yaşlının duası, çocuğun güvenliği de o makamın sorumluluğundadır. Cenazeden çöpe, sudan imara kadar her şey onun omuzlarındadır. Yetki büyüktür; ama vebal daha da büyüktür.
Günümüzde ise bu makamın anlamı giderek değişiyor. Özellikle son yıllarda belediye başkanlığına olan ilgi artmış durumda. Ancak bu ilgi her zaman hizmet aşkından mı kaynaklanıyor, yoksa güç ve imkân arzusundan mı? İşte asıl sorgulanması gereken nokta burası.
Seçim süreçlerinin maliyeti yükseldikçe, adaylık da giderek belli bir kesimin erişebileceği bir alan hâline geliyor. Bu da ister istemez şu soruyu gündeme getiriyor: Aday olan kişi gerçekten hizmet etmek mi istiyor, yoksa elde edeceği yetkiyi başka amaçlar için mi kullanacak? “Bir insanı nasıl tanıyacağız?” diye soranlar olabilir. Aslında cevap zor değil. Hayatına bakmak yeterlidir. Yaşayışına, ilişkilerine, alışkanlıklarına… Parayla, güçle, makamla imtihanı nasıl olur? Çünkü insanın zaafları, makamla birlikte büyür. Güç, karakteri ortaya çıkarır; yoktan var etmez. Bu yüzden mesele sadece bir aday seçmek değildir. Bir şehri, bir geleceği, hatta bir emaneti teslim etmektir. “Camiye imam mı seçiyoruz?” diyenler olabilir. Ama gerçek şu ki, çok daha fazlasını seçiyoruz. Çünkü belediye başkanı sadece bir yönetici değil; toplumun her kesimine dokunan bir karar vericidir.
Bugün geldiğimiz noktada en büyük sorun, seçimlerin çoğu zaman algılar üzerinden yapılmasıdır. Parlak kampanyalar, süslü vaatler, dikkat çekici sloganlar… Oysa bir insanın karakteri, hiçbir reklam kampanyasıyla gizlenemez. Görmek isteyen için her şey ortadadır.
Unutmamak gerekir: Süt neyse kaymağı da odur. Yanlış tercihler, yanlış sonuçlar doğurur. Ve bu sonuçların bedelini sadece seçilen değil, seçen de öder.
Eğer belediye başkanı gerçekten “şehrül emin” olacaksa, onu seçerken kuyumcu titizliği göstermek zorundayız. Çünkü bu sadece bir oy meselesi değil, bir vicdan meselesidir.
Emaneti ehline verelim ki, geceleri rahat uyuyabilelim.
ŞEHRÜL EMİN OLMAK
- 31 Mart 2026, 18:55
YORUM EKLE
Yorumunuz Onaylanmak Üzere Gönderildi
